Recep Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Recep Tayyip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2016 Cumartesi

‘’Türkiye’’ Demek Ne Demek?


Türk devletine ciddi bir operasyon söz konusu olduğu ortada ve bu operasyona direnen en büyük isim bazıları kabul etmese de Cumhurbaşkanı Erdoğan. Bu operasyon Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a değil dikkat edin. Bu operasyon, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne. Eğer bu süreç doğru düzgün okunmaz ise çok ama çok ciddi şeyler olacak önümüzdeki aylarda, neler olacağını kestirmek çok zor. Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'ne bir saldırı söz konusu. Özellikle son üç senedir Tayyip Erdoğan düşmanlığı ''yaratıp'' devlete saldırıyorlar. Son üç yıldır adamların taktiği bu. Ne yazıktır ki devletçiliği ve milliyetçiliği ile tanınan ülkücülerin ve milli görüşçülerin bir bölümü bile bunun farkında değiller.


Medyaya çok dikkat etmek gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti'ne, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Türk milletine en çok zarar veren adamlar ne yazık ki hükümete yakınlığı ile bilinen medya kuruluşlarıdır. En basit örneği 28 Ocak 2016 tarihinde ‘’Ya Başkanlık Ya Kaos’’ manşeti ile çıkan AKİT gazetesinden verebiliriz. AKİT gazetesi ve türevleri böyle manşetlerle çıkınca kâfirler bu tarz haberleri manipüle edip kendi cenahlarını ‘’Bombayı Başkanlık İçin Erdoğan’’ patlattı kıvamına getirebiliyorlar. Binlerce insanın zihnine bu algıyı yerleştirmiş durumdalar. Kimin katkısıyla diye bakınca görmemek mümkün değil.
Türkün başında bela olmazsa Türk dünyanın başına bela olur. ‘’Küresel Güçler’’ başlarına belâ olmayacak bir Türkiye istiyorlar ve bu yüzdendir ki ülkemizde sürekli bombalar patlıyor. Son 5 ayda 3 kez Ankara’da, 1 kez de İstanbul Sultanahmet’te bombaların patlamasının sebebi budur. Onlarca canlı bomba yakalandı, onlarca bomba yüklü araç yakalandı/yakalanıyor.

PKK bitiyor derken yerine DAİŞ, PYD, MLKP, PŞK, PDK, YPG, KHK gibi örgütler çıkıyor. Artık sadece iki grup var; devletin/milletin yanında olanlar ya da devletin/milletin karşısında duranlar. Safımızı buna göre belirleyeceğiz. Partizanlığın âlemi yok. Unutmayın devlet de bizim hükümet de. Yapılan yanlışlıklar olabilir, eksiklikler olabilir fakat bize sağduyulu olmak düşer. Ya bu devletin karşısında olup kâfirlerle aynı safta olacaksınız ya da Selçuklu ve Osmanlı bakiyesi, Afrika’nın, Balkanların, Kafkasya’nın kısacası milyonlarca kısık sesin umudu olan Türk devletinin yanında olacaksınız ortası yok.

Bu savaş bugün başlamadı yarın da bitmeyecek. Bu savaş, İlâyı Kelimetullah ile küfrün savaşı ve kıyamete dek sürecektir. Ya kâfir, zalim ve hainlere olup dünya ve ahiretinizi heder edersiniz, yahut Hak yolunda safları netleştirerek zulme direnirsiniz. Biz, son nefese kadar İslâm’ın izzeti ve Müslüman’ın onuru için elimizle dilimizle kalemimizle silahımızla bütün zalimlerle savaşacağız. Başka yolumuz yok. Ya olacağız ya olacağız.

Edindiğimiz bazı bilgilere göre Türkiye’yi pek parlak günler beklemiyor. Mart sonuna doğru Türkiye’yi karıştırmayı hedefleyenler var. Nisan ayında da bir iç karışıklık çıkarmak istedikleri söyleniyor. Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor, tıpkı İstiklâl Harbi’nde olduğu gibi.


Hükümet de bizim devlet de. Bırakın da gerektiğinde savunalım sahip çıkalım, yanlış veya eksik bir şey gördüğümüzde eleştirelim. Yanlışlıkları doğru düzgün bir şekilde dile getirirsek hiç şüphe yok ki bu memleketin hayrına olacaktır. Fakat ortalıkta dolanan birileri var ki, doğru gördüğümüz şeylere sahip çıktığımızda "Ak Parti yalakası", yanlış bir şeyleri eleştirdiğimizde bu sefer de "devlet düşmanı" diyorlar. Bağırıp çağırmakla, slogan atıp durmakla muhalefet yapılmıyor, yapılmaz, yapılmamalı ve yine şakşakcılıkla, sabah akşam slogan atıp durmakla işler ilerlemiyor. Bu millet haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan, taassupla hareket edenlerden çok çekti. Feraset sahibi olmak, basiret sahibi olmak doğuştan gelmiyor olsa gerek, gayret gösterilebilir. Ayrıca eleştirirken de gâvurların kullandığı söylemleri kullanmamaya dikkat edilmeli. Devlet düşmanlarının kullandığı tavrı ile devletin/hükümetin yanlışlarını eleştirmek hiçbir Müslüman’a yakışmaz.
Evet, derdimiz var. Hem de Türkiye kadar. Türkiye demek de; Balkanlar demek, Türkiye demek Ortadoğu, Kafkasya, Afrika, Asya demek. Altı yılını Balkanlarda onlarca milletten insanın arasında geçiren biri olarak açıkça söyleyebilirim ki milyonların gözü kulağı inanın Türkiye'de. Türk milleti mazlumların, ezilenlerin umududur. Bu bilinç ile yılmadan çalışıp çabalamamız gerekmektedir. Sağduyulu olmaktan yarar vardır.

Evet, yaşamak bizim için dokunaklı bir şarkı değildir. Bize yaşamak düşüyor çarkların gövdesinde. Rab'bim devlet büyüklerimize akıl, fikir versin, basiret sahibi kılsın. Allah İslâm milletine birlik ve dirlik içinde aynı safta birleşme gücü ve feraseti versin, âmin.

3 Mart 2016 Perşembe

Can Turkey be a model for post-revolution Tunisia?

Almost everyone agrees Turkey's model for Arabic countries. According to some Arab journalists, ‘’scholars’’ and politicians only Turkey can be a model for Arab revolutionaries. Of course it is true if they want to be like Turkey but how to make transition and what is ‘’Turkish model’’? It this really ‘’Turkish model’’ or ‘’Turkish model’’ was created by Europeans? The Turkish model a European idea. I will try to explain similarities/differences what these countries have and about the road map.
Tunisia wants to benefit from the democratization experience of Turkey, Tunisia’s foreign minister said that stressing the Tunisian revolution has confirmed that Islam, Arabism and democracy were possible at the same time as Turkey had previously affirmed. Although all agreeable efforts made by Nadha, the assassination of two leaders of the opposotion party have made complicated the transition process of democracy in Tunusia.

I want to start with some examples; The Justice and Construction Party or Justice and Development Party is the Muslim Brotherhood's political party in Libya. It was officially founded on 3 March 2012 in Tripoli. The party advocates Islamism.  Also, There is a party in Morroco, The Justice and Development Party is the ruling party in Morocco since 29 November 2011. The PJD advocates Islamism and Islamic democracy. The PJD claims to be inspired by Turkey's Justice and Development Party. According to The Washington Post, Saad Eddine el Othmani (the party's head) is a moderate Muslim.  There is another political party in Pakistan which is name again Justice and Development Party. This political party was founded by Tariq Bashir at Sialkot, Pakistan on January 1, 2010, who was new in politics without having a political or aristocratic background. The founder is the Party Member but not a permanent Party leader; so other Pakistanis may be elected in intra-party Elections by showing their capabilities. The Party announced Tariq Bashir as Party Leader on April 26, 2010.  Also, there are again 3 parties in Brundi, Somalia and Algeria which are name Justice and Development Party.

So far, these informations are what we need. Now, We need to compare Turkey and the country Tunisia. For example, Tunisia has no same historial and political experience with Turkey. Tunisia can not adopt democracy like Turkey did. Adopting democracy can be like painful childbirth for Tunisia. Turkish State is dancing with democracy in last 65 years. Turkey has witnessed four military coups since 1960 – the latest, in 1997, pushed from power the overtly Islamist Welfare Party, the precursor to the more moderate AK Party. Turkey’s democratic development is seen as a worthy example by some activists from Tunis to Cairo. Same thing can be happen to Tunisia, it already happened in Egpty. The idea of  ‘’Turkish model’’ is still questionable for me but my idea is not important yet in real politics.

Over the past decade, the Turkish government has received much praise for successfully melding Islam and democracy from Christian world. Erdogan was among the first leaders to call for Mubarak to step down. Nobel winner Mohamed ElBaradei; Amr Moussa, the secretary general of the Arab League; and leaders of the Muslim Brotherhood praise Turkey's example. In Tunisia, prominent opposition leader Rachid Ghannouchi praised Turkey for proving "that Islam and democracy go together."

The Tunisian and the Turkish case studies are tackled on three levels. First of all I will take into consideration the historical and structural contexts of the two countries; secondly I will analyse the two models of political Islam that have been developed in Tunisia and Turkey, noting that any particular way of interpreting a given culture or religion is conditioned by the socio-political reference system; finally, the two different views of the social, political and economic life proposed by al-Nahda in Tunisia and by the AK Party in Turkey will be compared. Next, my purpose will be to show that the two models cannot be assimilated; on the contrary, they could even be seen as in competition. The AK Party in fact could be perceived as an actor who tries to expand its influence on the new contexts of the post-Arab Spring, rather than as a model for their democratization processes of. At the same time, al-Nahda could be regarded as an alternative model to the AK Party for the Arab  countries, especially in the region of North Africa.

Turkey is even more tenable and reliable as a model because of the deep historical and emotional roots it has in Muslim societies from the Ottoman Empire's 700-year rule of almost all  Islamic world. In the future, Muslims may look to Turkey not by paying tribute to its sultan but by taking the example of its democratic system.

While Islamic movements themselves will contribute to the process of formation of new  institutional entities, on the other side changes within the reference framework could affect the development of so-called Islamic parties, as happened in Turkey. The ‘’Turkish model’’ is an example of a moderate Islamic party co-existing with secular parties within a secular and democratic state structure. Can Tunisian people really accept this model? I am not sure about it but with help of media it could be more easier.

At the moment, despite Nahda has made several references from Turkey as a model there seems  not to be the prerequisites for the repetition of the AK Party model in Tunisia, at least in the short term. AK Party is detected more like an actor looking to enlarge its influence in the Maghreb region under the same idea of its ‘’model’’, rather than as a model for Nahda itself. The statements  of Ghannushi on secularism and the different socio-cultural contexts of Turkey and Tunisia, while not suggesting dissidence between the two countries and the two parties, seem at least to foretell a different application of Islamic values in politics. If Tunisia want to be like Turkey Tunisian ‘’islamic politicians’’ should not be hurry to make a civil constitution they should follow what Prime Minister Erdogan did.

06.02.2014

Sources:
1 - Prof. Dr. Burhanettin Duran / İhvanın Düşüşü ve Nahda’nın Geleceği - SETA  
2 - "Muslim Brotherhood formally launches party". Libya Herald. 3 March 2012. Retrieved 8 March 2012.
And Soguel, Dominique (3 March 2012). "Muslim Brother picked to lead new Libya party". Times of India (Tripoli). Agence France-Presse. Retrieved 8 March 2012.
3 - Knickmeyer, Ellen (7 September 2007). "Islamic Party Confident in Morocco". The Washington Post. Retrieved 30 November 2011.
4 -  http://jadpp.com/jdp.htm
5 - By Scott Peterson, Staff Writer / February 3, 2011 - http://www.cnn.com/
6 - The “AK Part Model” and Tunisia's al-Nahda: from Convergence to Competition - Stefano Maria TORELLI

3 Temmuz 2014 Perşembe

'’CHP MHP’nin Vagonu Oldu’'

Siz hiç böyle bir şey duydunuz mu? '’CHP MHP’nin Vagonu Oldu’'
Elbette hayır ama şunu hepiniz duydunuz ‘’MHP CHP’nin vagonu oldu, MHP CHP’nin izinden gidiyor, MHP CHP’leşti, MHP CHP’nin kuyruğuna takılıyor…



Bu durumda MHP aslında iyi bir parti halkın sevdiği bir parti fakat CHP’ye uyunca kötü hale bürünüyormuş izlenimi veriliyor. Evet aslında CHP’ye uymak çoğu zaman iyi bir şey değildir. Bu CHP’nin tarihinde peçeli bir şekilde değil çırılçıplak yatıyor.

MHP’nin CHP’nin kuyruğuna takıldığı fikrini, MHP’lileri MHP’den uzaklaştırmak için, MHP’lilerin arasına fitne sokmak için yapıldığını Emine Erdoğan bile biliyor. O yüzden bu oyun hiçbir zaman tutmuyor.
Gelelim asıl meselemize. Siz hiç CHP MHP’nin izinden gidiyor, CHP MHP’leşti, CHP MHP’nin vagonuna bindi, CHP MHP’nin kuyruğu oldu gibi sözler duydunuz mu? Duymadınız, duyamazsınız. Belki bir yada iki defa CHP’nin içindeki ‘’Kemalist’’, Ulusalcı kafadaki insanların köşelerindeki şikayetnamelerinde denk gelmiş olabilirsiniz çünkü ben denk geldim. Fakat Tayyip Erdoğan hiçbir zaman çıkıp CHP’lilere böyle bir şey söylemedi.

Size bunu neden yapmıyor? Neden hep MHP CHP’nin kuyruğuna takılıyor da CHP MHP’nin kuyruğuna takılmıyor? Oysa ‘’Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı fikri CHP’nin düşünebileceği, CHP’li kurmayların aklına gelebilecek bir isim değil, Ekmeleddin İhsanoğlu fikri MHP’lilerin önerdiği bir isim…’’ diyen kaç tane adam duydum ve okudum fakat T. Erdoğan çıkıp bir kere böyle bir şey dile getirmedi. MHP’lilerin bunu iyi anlaması gerek.

MHP’lilerin MHP’den soğuması için artık CHP’nin vagonu oldu, CHP’nin izinden gidiyor, kuyruğuna takıldı ifadeleri para etmiyor. T. Erdoğan, CHP’yi MHP’nin peşine takılmak ile suçlasa ‘’Kemalistler’’ çıkıp AKP’ye oy vermezler ama MHP CHP’nin kuyruğuna takılıyor dediği zaman USTA’mız MHP’lilerin AKP’ye oy vereceğini düşünüyor. MHP’lilerin bunu iyi anlaması gerek.
CHP’lilerde ‘’Kemalist’’ adamlarla bir yere varamayacağını anlasın yeter şimdilik.

20 Ekim 2013 Pazar

Yaşasın Gâvur Gibi Yaşamak, Laik Ve Demokrat - 1

Ben kimim?
Neredeyim?
Niye varım?
Kimlerle yaşıyorum?
Bu zamana kadar neler yaptım?
Kendime sormam gereken sorular neler?
Kendimle yüzleşebiliyor muyum?
Bir ilaha inanıyor muyum? 
İnanıyorsam niye inanıyorum?

Ben olması gerektiği yerde bir türlü olamayan bir adamım.

Yaklaşık 4-5 yıl önce yapmış olduğum bir tercihle daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi sosyal ve siyasal bilimler okuyorum.
Hayatımın son 10 yılında hep siyasete girmeyi, milletvekili olmayı, kaymakam olmayı yada diplomat olmayı istedim. 
Bu alanlarda kendi çabamla kendi gayretlerimle kaymakamlar, diplomatlar ve milletvekilleri tanıdım.
Son 4 aydır, hayatımın son 10 yılında istediğim bu alanı kesinlikle istemez oldum, isteyemez oldum. İstediklerimi de zaten kendim için değil milletimi ve devletime hizmet etmek için istiyordum.
Kimlerle mi yaşıyorum?
Kendi kendine konuşmayan insanlarla birlikte yaşıyorum.

Nerede olmam gerektiğini de pek biliyor değilim.

Ama bir gün gideceğim yeri iyi biliyorum ve aklımdan çıkartamıyorum.

Ali Ağaoğlu bilmese de 2 metre karelik arsamız olacak giderken.


Tabi bir de böyle olanları var; 





Bu da Fatih Sultan Mehmed'in kabri.


Bu da Mustafa Kemal'in anıt mezarı.



Yukarıdaki mezar taşları bu yazıyı hala okuyor olanlara ne söyler, ne hatırlatır yada neyi unutturur bilmiyorum ama şu soruyu sorup bir şeyin bir anlık da olsa hatırlanmasını istiyorum:

En son ne zaman bir yakınını/tanıdığını kaybettin? Ne zaman bir selâ işitip ölümü hatırladın?

Haa çok şükür bir yakınımı akrabamı falan kaybetmedim yakın zamanda, bunları birini kaybettiğim için yazmıyorum dertli olduğum için, içimde kalmaması için yazıyorum.

Bu yazıyı okuyanların Allah'a inandığını umarak devam ediyorum. Yazının devamını Allah'a inanmayanlar okumamakta özgürdürler.


“Ölümü anmak sadaka vermek gibi sevaptır”  

Deylemi - Hadis-i Şerif

Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "İlaçların en hayırlısı Kur'ân'dır." 

Hadis-i Şerif İbn-i Mâce, Tıb, 28

Cahiliye döneminde hurmadan putlara tapıldığını düşünürsek günümüzde devlet adamlarına ve teknolojik aletlere hatta ''sanatçı''lara tapıldığını pekala görebiliriz.


Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”

2 / BAKARA - 136 

''Müslüman'' kelimesi bir sıfattır isim değildir. Günümüzde ise müslüman kelimesi isim olarak kullanılıyor.

Müslümanın; Allah'ın Peygamberleri arasında fark gözetmeyen, onlara inenlerin hepsine iman eden  ve Allah'a boyun eğen, yani  Allah’a teslim olan, olduğunu anlıyoruz. Kur'an-ı Kerim'de müslüman kelimesi Allah'a teslim olan, Allah'a boyun eğen demektir.

Peki biz ne kadar Allah'a teslim olmuş bir şekilde yaşıyoruz? Bi kere Allah'a teslim olarak yaşamak ne demek bunu düşünmeliyiz.


Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

5 / MÂİDE - 40

Sabahın köründe kalkıp koştura koştura işen gidenler, bir iş yerinin kurallarına itina ile uyanlar İslam'ın kurallarına uymaya üşeniyor, işe geç kaldığındaysa patronlarından azar işitip üzülenlerin sabah namazını önemsemediği bir toplumda yaşıyoruz hepimiz.


"Sabah namazını kılan kimse Allah'ın himayesindedir."  diye hadis var oysaki.

(Müslim, Mesâcid 261-262)

Hemde Allah'ın himayesi altına girmeyi ve üstümüze farz olan şeyi yapmayı reddederek yaşıyoruz.


“Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allâh isrâf edenleri sevmez.” 

(A'râf Suresi 7/31)

2,1 Milyar ekmeği israf eden bir millet olarak yaşıyoruz ve Allah bizi sevmiyor bu yüzden.


Zina ve faiz yaygınlaşan toplum, Allahü teâlânın azabını hak etmiş olur. 

(Hakim - Hadis-i şerif)




Bursa Emniyet Müdürü bile geçen yıl isyan etmedi mi?
Bu millet sokaklarda ulu orta öpüşme eylemi yapmadı mı?

27 Eylül itibarıyla bir önceki haftaya göre yüzde 1,99 artan bankacılık sektörünün kredi hacmi 1 trilyon 2 milyar lira olarak gerçekleşti.
Bankaların ürettiği para miktarı 1 trilyonu aşmış durumda.
Ekonomide sadece 70 milyar TL fiziksel para varken bankalar nasıl 1 trilyon kredi verebiliyor? 

Zina yaşadığımız ülkede suç mu?
Değil.
Faiz var mı?
Var.
Biz ne ile yönetiliyoruz?
Demokrasi ile ve laiklik saçmalığıyla değil mi?
Meselemiz Türkiye mi yoksa demokrasi mi? Türkiye'nin demokrasiye ihtiyacı olduğunu sanıyorsan o zaman ayetlerin yanlış söylediğini düşünüyorsundur sen yada gafilsin.

Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.


5 / MÂİDE - 44 


Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

39 / ZUMER - 63 

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

11 / HÛD - 112 

Bu ayet için Peygamber Efendimiz ''Bu ayet beni yaşlandırdı.'' demiştir.

Dürüstlüğün, doğruluğun ne kadar önemli olduğunu anlamamız için yeterli değil midir bu?

Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

9 / TEVBE - 79 

Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

9 / TEVBE - 80

Recep Tayyip Erdoğan ''Avrupa Birliği referansımızdır'' diyor mu?

Batıdan örnekler gösterilmiyor mu?
''Avrupa'da da bu böyle!'' denmiyor mu?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'Laiklik İslam'a ters değil' demedi mi geçen akşam ATV'de?

Cumhurbaşkanı Gül 'İslâm'la demokrasi arasında bir ikilem yoktur' diye açıklama yapmadı mı?

Ne yapacağız?


Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.

3 / ÂLİ İMRÂN – 132

Yapacağımız açık ve net değil mi?


Toplumun en büyük sorunlarından biri aile ilişkileri. Bu çok derinlere inilmesi gereken ve ileri de irdelemeyi düşündüğüm bir konu fakat bi kaç şeyi belirtmek istiyorum;

Kadınlar kocalarına isyan ediyor hemde bu televizyon kanallarına kadar çıkmıyor mu?
Erkek, eşine şiddet uygulamıyor mu?
Aileler düzelmediği sürece, toplumumuz, ülkemiz, islam ülkeleri düzelmeyecek.

Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve Sellem buyurdu ki:

"Çocuklarınıza öğreteceğiniz ilk kelime "La İlahe İlallah" olsun"
Abdurrezzak, Musannef, 4/334

Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (ALLAH Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)


"Eğer bir kimsenin bir kimseye secde et­mesini emretseydim, kadının kocasına secde etmesini emrederdim." 

[Tirmizî - 230]


Bu video ile bu yazıyı basitleştirmek istemiyorum ama bu yarışmaların toplumumuzu ne kadar aşındırdığını, yozlaşmayı ne kadar körüklediğini ısrarla bilin istiyorum. Zaten bir önceki yazım da bu yarışmalarla da alakalıydı.
Kadın kocasına resmen ulu orta ''..mal mısın?'' diyor..

Hz Ali (Ra.) "İşittiğime göre kadınlarınız çarşı ve pazarlarda erkekler arasında gezip dolaşıyorlar. Sizde kıskançlık duygusu yok mu?
Şunu bilin ki kıskanmayan kimsede hayır yoktur." 
Adam pazarı bırak kadınıyla yarışmaya katılıyor yarışmaya!

Al bu da pazar!


Bu ayetlerin hepsi bizi düşündürmeli!

Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
54 / KAMER - 17

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.
16 / NAHL - 12 

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
2 / BAKARA - 121

İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.

13 / RA'D - 11

Azıcık düşün bakalım biz helâk olmayı hak ediyor muyuz hak etmiyor muyuz?


"Allah katında arkadaşların en hayırlısı, arkadaşına en hayırlı (ve yararlı) olanıdır." 

(Tirmizi, Birr: 25)

''Akşama nerde içiyoruz kanka?'' diye bir arkadaşın var senin! 

Seni namaza çağıran arkadaşın var mı hiç?

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56

Bir birimize, eşimize, dostumuza, siyasilerin tv ekranlarında birbirlerine hakaretlerini kötü sözlerini hatırla hele...


"Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim." 


Ben bu yemini edip milletvekilliği yapamam.


Atatürk ilkelerini sıralayacak olursak;

Cumhuriyetçilik 
Halkçılık
Milliyetçilik
Laiklik 
Devletçilik
İnkılapçılık 
Sosyal alanda yapılan inkılaplar,
Siyasal alanda yapılan inkılaplar,
Eğitim alanında yapılan inkılaplar,
Hukuk alanında yapılan inkılaplar,
Ekonomik alanda yapılan inkılaplar...

Bu yemini edip bunlara bağlı kalanlarla gördüğün bildiğin gibi yönetiliyoruz.


Onlarca ayet sıralamama rağmen sen hala demokrasi hala laiklik diye tutturabilirsin fakat bu senin sorunun.

Hele şu ayetleri bi kere daha koyayım;

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

2 / BAKARA - 121 

Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler var ya, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

39 / ZUMER - 63 

Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah, fasık topluluğu doğru yola iletmez.

9 / TEVBE - 80




Beni anlamadığınıza eminim.
Demokrat ve laik kalın dersem beddua etmiş olur muyum?